Arkeoloji dendiğinde, zihnimizde genellikle titizlikle toprağı kazan, fırça ve mala ile geçmişin izlerini süren bir araştırmacı imajı canlanır. Bu romantik imaj, disiplinin temel taşı olmaya devam etse de modern arkeoloji sahasının gerçekleri (sınırlı bütçeler, sıkışık proje takvimleri ve iklimsel zorluklar) artık çok daha fazlasını talep ediyor. Günümüzde bir arkeoloji projesinin başarısını belirleyen en kritik faktörlerden biri, “kazı hızı” değil, “belgeleme verimliliğidir”.
Geleneksel yöntemlerle (elle çizim, total station ile ölçüm) yapılan belgeleme, projenin en çok zaman alan, en fazla iş yükü yaratan ve hataya en açık aşamasıdır. Peki ya bir arkeolojik alanı, haftalar süren çizimlere kıyasla sadece birkaç saat içinde, santimetre altı hassasiyetle dijital olarak belgeleyebileceğinizi söyleseydik?
Bu bir gelecek vaadi değil; bu, arkeolojide dijital belgelemenin bugünkü gerçeğidir. İnsansız Hava Araçları (İHA veya drone) ve fotogrametri gibi 3D teknolojileri, sektörü dönüştüren temel arkeolojik ekipmanlar haline geldi. Bu teknolojiler, sadece estetik hava fotoğrafçılığı yapmanın çok ötesinde, proje yöneticilerine somut bir yatırım getirisi sunuyor: Zaman, maliyet ve doğruluk.
Bu devrimi anlamak için, Türkiye’de yapılan iki önemli vaka analizine bakalım: Midas Kale ve Kanytellis.
Midas Kale: İş Yükünü Hafifletmek ve Bütünsel Algıyı Artırmak
Zorlu coğrafyalarda yer alan geniş sit alanları, geleneksel belgeleme için bir kabustur. Midas Kale’deki (Yazılıkaya) çalışmalarda İHA fotogrametrisi kullanılması, bu zorluğun üstesinden nasıl gelineceğini net bir şekilde ortaya koydu.
Araştırmacılar, drone’lar aracılığıyla elde edilen verilerin, hem kazı sürecindeki hem de sonrasındaki ofis ortamındaki çalışma sürelerini önemli ölçüde kısalttığını ve iş yükünü hafiflettiğini raporlamıştır. Bunun nedeni basittir:
- Hızlı Veri Toplama: Drone, bir alanı kazı ekiplerden katbekat hızlı tarar.
- Bütünsel Algı: Elde edilen yüksek çözünürlüklü görüntüler, araştırmacıların “alanın bütünsel olarak algılanmasına” olanak tanıyarak yapılar arası ilişkileri ve bağlamı daha iyi analiz etmesini sağlar.
- Otomatize Çıktı: En önemlisi, bu görüntüler doğrudan vektörel çizime dönüştürülebilir. Bu, arkeologların ve mimarların haftalar sürecek “rölöve çizim” iş yükünü, yazılım destekli bir sürece indirger.
Kanytellis: Yarım Günde Toplanan Veri, 1:1 Ölçekli Bilimsel Model
Verimlilik devriminin en somut örneği ise Mersin’deki Kanytellis antik kentindeki çalışmadır. Burada, antik bir köy evinin dijital olarak belgelenmesi hedeflenmiştir.
Sonuçlar, bir proje yöneticisinin rüyası gibidir:
- Saha Çalışması: Gerekli tüm verilerin toplanması için gereken saha çalışması sadece yarım gün sürmüştür.
- Ofis Çalışması: Bu yarım günlük verinin işlenerek 3D modelin oluşturulması ise iki günde tamamlanmıştır.
Geleneksel yöntemlerle bu ölçekte bir yapının detaylı belgelenmesinin haftalar alacağı düşünüldüğünde, “zaman tasarrufu” kavramı yetersiz kalmaktadır; bu, bir “paradigma değişimidir”.
Dahası, bu çalışmanın çıktısı sadece görsel bir model değildir. Oluşturulan 3D model, “gerçek eserle birebir ölçekte” olup, restorasyon ve analiz için kritik öneme sahip bilimsel veriler üretmiştir. Araştırmacılar, bu model üzerinden doğrudan “alan ve hacim hesaplamaları” yapabilmiştir. Bu, fotogrametrinin bir “görselleştirme” aracı değil, bir “ölçüm” ve “analiz” aracı olduğunu kanıtlamaktadır.
Stratejik Sonuç: Drone Firmaları Neden Sadece “Fotoğrafçı” Değildir?
Midas Kale ve Kanytellis örnekleri, arkeolojide dijital belgelemenin lüks bir tercih değil, operasyonel bir zorunluluk olduğunu göstermektedir. Bu teknolojilerin sağladığı “zaman, maliyet ve doğruluk” avantajları, onları kültürel miras projelerinde vazgeçilmez kılmaktadır.
Bu durum, fuar katılımcıları olan drone firmaları ve teknoloji sağlayıcıları için de stratejik bir konumlandırma değişikliği anlamına gelmektedir. Arkeoloji sektörü, bu firmalardan artık sadece hava fotoğrafçılığı hizmeti değil, aynı zamanda vektörel çizim ve “hacim hesabı” yapabilen, bilimsel doğrulukta ham veri üretebilen mühendislik çözümleri beklemektedir.
Proje yöneticileri ve alan başkanları için mesaj nettir: 3D teknolojilerine yatırım yapmak, kazı bütçenizi ve proje takviminizi optimize etmenin en hızlı yoludur.
Heritage Istanbul’un “Geçmişe Gelecek Sağla” misyonu, tam da bu kesişimde yatmaktadır: Geçmişi korumak için geleceğin teknolojilerini en verimli şekilde kullanmak. Kanytellis’teki yarım günlük saha çalışması, bize bunun mümkün olduğunu kanıtlamıştır.