Müze Depoları ve Tarihi Yapılar İçin Kırmızı Alarm: %65 Nem Sınırı ve İklimlendirme Çözümleri
Bir müze yöneticisine ve ya koleksiyonere “en büyük korkunuz nedir?” diye sorsanız, muhtemelen “yangın” ve ya “hırsızlık” cevabını alırsınız. Ancak istatistiksel olarak kültürel mirası yok eden asıl düşman, ne alevlerdir ne de hırsızlar. Düşman; sessiz, görünmez ve çok daha sabırlıdır: Nem.
Tarihi eserlerin büyük bir kısmı sergi salonlarında değil, depolarda saklanır. Eğer bu depolarda doğru iklimlendirme ve havalandırma sağlanmazsa, geri dönüşü olmayan bir biyolojik savaş başlar. Bu yazıda, bakım, onarım, koruma ürünleri seçerken dikkat etmeniz gereken kritik eşikleri ve modern çözümleri inceliyoruz.
Kritik Eşik: Neden %65?
Bilimsel araştırmalar net bir sınır çizer: Bağıl nem (RH) yaklaşık %65’in üzerine çıktığında, biyolojik bozulma başlar.
Bu nokta, küf sporlarının uykudan uyandığı ve aktif olarak büyümeye başladığı andır. Özellikle deri, parşömen, tekstil ve ahşap gibi organik eserler için bu durum bir felakettir.
- Küf ve Mantar: Eserin dokusunu yer bitirir ve lekelere sebep olur.
- Bakteriler: Havanın hareketsiz kaldığı, nemli ve sıcak ortamlarda bakteriler hızla çoğalır ve organik materyale hücum eder.
- Kimyasal Bozulma: Yüksek nem, metallerde korozyonu (paslanma) ve camlarda “cam hastalığını” (ağlama) tetikler.
İdeal Ortam: 40-60 Kuralı
Bir müze deposu veya tarihi yapı için ideal senaryo, nemin %40 ile %60 arasında sabitlenmesidir.
- Kışın: %40’ın altına düşmemelidir (eserler kurur, çatlar, kırılganlaşır).
- Yazın: %60’ı geçmemelidir (küf riski başlar).
Ancak mesele sadece nem değildir; “sıcaklık” da denklemin parçasıdır. 25°C’nin üzerindeki sıcaklıklar, küf oluşumunu hızlandırdığı için tercih edilmez.
Çözüm 1: Aktif Kontrol (Mekanik İklimlendirme)
Geleneksel “pencere açıp havalandırma” yöntemi, modern müzecilikte terk edilmiştir. Çünkü dışarıdan giren hava, sadece taze oksijen değil, aynı zamanda toz, egzoz gazları (asidik gazlar) ve zararlı böcekleri de içeri taşır.
Bunun yerine, müzelerde mekanik ve teknik hizmetler kapsamında profesyonel çözümler kullanılır.
- Endüstriyel Nem Alma Cihazları: Özellikle arşiv ve depolarda, ortamdaki fazla suyu havadan çeken “yoğuşmalı” (condensing) tip profesyonel cihazlar kullanılır. Bu cihazlar, sensörleri sayesinde ortam nemini sürekli izler ve %50 (±%5) bandında sabit tutar.
- HEPA Filtreli Havalandırma: Havanın “hareketsiz” kalmasını önleyerek bakteri oluşumunu engellerken, dışarıdan gelen toz ve partikülleri filtreler.
Çözüm 2: Pasif Koruma (Yapı Kimyasalları)
Bazen sorun içerideki havadan değil, tarihi yapının duvarlarından sızan sudan kaynaklanır. Bu noktada yapı kimyasalları ve restorasyon malzemeleri devreye girer.
- Su İtici Kaplamalar: Taş veya tuğla yüzeylere uygulanan, yapının nefes almasını engellemeyen ancak suyu iten (hidrofobik) nanoteknolojik kaplamalar, dış cepheden nem transferini keser.
- Konsolidasyon (sağlamlaştırma): Nemden dolayı tozuyan veya zayıflayan yüzeyler, özel kimyasallarla (konsolidantlar) güçlendirilir.
Yatırım mı, Masraf mı?
Bir müze yöneticisi için profesyonel bir iklimlendirme sistemi veya doğru koruma ürünleri/malzemeleri ilk bakışta yüksek bir maliyet gibi görünebilir. Ancak paha biçilmez bir el yazmasının küflenmesi veya bir tablonun boyalarının dökülmesiyle kıyaslandığında, bu sistemler en ucuz “sigorta poliçesi”dir.
Heritage İstanbul’daki katılımcı firmalar, sadece cihaz satmaz; eserlerin, tarihi yapıların, ahşap objelerin, kıymetli kağıt/tekstil/cam ürünlerin, arkeolojik buluntuların ömrünü uzatan koruma stratejileri sunar. Unutmayın, nem %65’i geçtiğinde, saatli bomba çalışmaya başlar.