Arkeoparklar ve Açık hava müzecilik hizmetleri, geleneksel kapalı müze alanlarının çok ötesinde, benzersiz ve karmaşık yönetim zorlukları sunar. Binlerce metrekareye yayılan, hassas kazı alanlarını, paha biçilmez kalıntıları ve yoğun ziyaretçi trafiğini aynı anda barındıran bu yaşayan mekanlar, 21. yüzyılın risklerine karşı 21. yüzyılın çözümlerini gerektirmektedir.

Bir Arkeopark‘ı korumak, sadece çevresine bir çit çekmekten ibaret değildir. Temel zorluk, “turizmden gelir elde etme” ihtiyacı ile “kültürel mirasın fiziksel bütünlüğünü koruma” arasındaki hassas dengeyi kurmaktır. İnsan kaynaklı olumsuz etkiler , vandalizm ve hırsızlık gibi tehditler, bu geniş ve kontrolü zor alanlarda her zaman mevcuttur.   

Peki, bir alan yöneticisi hem binlerce ziyaretçiyi sorunsuzca ağırlayıp hem de en hassas restorasyon sahasını nasıl koruma altına alabilir? Cevap, “Entegre Güvenlik Yönetimi” felsefesinde yatmaktadır. Bu, birbirinden bağımsız çalışan Kapı giris sistemlerini ve Arkeopark güvenlik sistemlerini akıllı bir beyinde birleştirmek demektir.   

1. Sütun: Ziyaretçi ve Personel Yönetimi (Miras Alanları Giriş Sistemleri)

Bir Arkeopark‘ın yönetimi, ana kapıda başlar. Modern Miras alanları giriş sistemleri, iki temel işlevi yerine getirir:

2. Sütun: Çevre ve Alan Güvenliği (Arkeopark Güvenlik Sistemleri)

Geniş bir araziyi 7/24 fiziksel olarak izlemek imkansızdır. Modern Arkeopark güvenlik sistemleri , teknolojiyi bir “sanal bekçi” olarak kullanır:   

3. Sütun: Zeka (Entegre Güvenlik Yönetimi)

Bu iki sütunu (Giriş + Güvenlik) birleştiren “akıl” ise entegrasyondur. Entegrasyon, tüm sistemlerin “tek bir platformdan yönetilmesi” ve birbiriyle konuşması demektir. 

Senaryo: Gece saat 02:00’de, Arkeopark‘ın uzak bir köşesindeki lazer tabanlı sanal çit bir hareket algıladı.   

İşte bu, reaktif (tepkisel) güvenlikten proaktif (önleyici) yönetime geçiştir.

Akıllı Arkeopark, Sürdürülebilir Miras Demektir

Modern bir Arkeopark‘ı yönetmek, bir teknoloji ekosistemini yönetmektir. Kapı giris sistemleri ve Arkeopark güvenlik sistemlerini entegre etmek, sadece bir güvenlik yatırımı değil, aynı zamanda operasyonel bir verimlilik hamlesidir. Personel maliyetlerini optimize eder, insan kaynaklı olumsuz etkileri en aza indirir ve en önemlisi, paha biçilmez kültürel mirasın korunması ile turizmden faydalanma arasındaki o zorlu dengeyi kurmayı sağlar.