Tarih, kağıda yazılmıştır; ancak kağıt, doğası gereği yok olmaya programlanmış organik bir malzemedir. Bir müze deposunda veya kütüphane arşivinde duran yüz yıllık bir el yazması, sadece “eski” değildir; aynı zamanda asit, nem ve mikroorganizmaların saldırısı altında “hasta” bir varlıktır.
Sektörde sıklıkla karıştırılan iki kavram vardır: kağıt restorasyonu ve kağıt konservasyonu. Restorasyon, yırtık bir sayfayı estetik olarak “onarmaktır”. Konservasyon ise, sayfayı yiyip bitiren kimyasal ve biyolojik süreçleri “durdurmaktır”. Bir konservasyon laboratuvarında bir eseri kurtarmak için uygulanan ve hayati önem taşıyan 5 adımlı süreci inceliyoruz.
1. Teşhis ve Dezenfeksiyon: Görünmez Düşmanla Savaş

Bir eser laboratuvara geldiğinde ilk düşman genellikle gözle görülmez. Mantarlar ve bakteriler bu düşmanlardan bazıları. Özellikle %65 nem oranının üzerindeki ortamlarda saklanan kağıtlarda küf oluşumu kaçınılmazdır.
Restoratörlerin ilk müdahalesi genellikle fümigasyon işlemidir. Eserler, özel kabinlerde timol buharı veya etilen oksit gibi kimyasallarla dezenfekte edilir. Bu işlem, kağıdın liflerine yerleşmiş mikroorganizmaları öldürerek, restorasyon sırasında çalışan personelin sağlığını da korur.
2. Temizlik: Yüzyılların Tozunu Almak
Dezenfeksiyondan sonra mekanik temizlik başlar. Toz, sadece estetik bir sorun değildir, havadaki nemi emen (higroskopik) ve kağıdı aşındıran bir ajandır. Uzmanlar, özel silgiler, yumuşak fırçalar ve vakumlu masalar kullanarak eserin üzerindeki kir tabakasını, mürekkep dokusuna zarar vermeden mikron hassasiyetinde temizler.
3. Asitten Arındırma (Deacidification): Kimyasal Denge
Eski kitapların sayfalarının neden sarardığını ve dokunduğunuzda neden kırıldığını hiç merak ettiniz mi? Suçlu, kağıdın hamurunda bulunan veya mürekkepten kaynaklanan “asittir” (özellikle lignin).
Bu, kağıdın kanseridir. Kağıt konservasyonunun en kritik aşaması, bu asidi nötralize etmektir. Laboratuvarlarda eserinin durumuna göre “sulu” (banyo şeklinde) veya “kuru” (sprey şeklinde) yöntemlerle alkali tamponlama yapılır. Bu işlem, kağıdın pH değerini dengeler ve ömrünü yüzyıllarca uzatır.
4. Onarım ve Sağlamlaştırma: Cerrahi Müdahale
Eser kimyasal olarak stabilize edildikten sonra, fiziksel onarım (restorasyon) başlar. Bu aşama, bir cerrahın titizliğini gerektirir.
- Yırtıkların Yamalanması: Yırtık yüzeyler, eserin dokusuna uygun kağıtlar ve geri dönüşümü mümkün olan yapıştırıcılarla birleştirilir. Sıklıkla polivinil asetat (PVA) veya selüloz asetat gibi sentetik ama güvenilir yapıştırıcılar tercih edilir.
- Eksiklerin Tamamlanması: Sayfanın kopmuş veya böcekler tarafından yenmiş kısımları, kağıt hamuru (leaf-casting) yöntemiyle orijinal dokuya en yakın şekilde tamamlanır.
5. Asitsiz Koruma: Geleceğe Aktarmak
Mükemmel bir restorasyon bile, eser yanlış saklanırsa boşa gider. İşlemi biten eserler, sıradan karton kutulara değil, kimyasal olarak nötr olan asitsiz depolama malzemelerine (gömlek dosyalar, kutular) yerleştirilmelidir. Bu malzemeler, eseri dış ortamdaki asidik gazlardan ve ışıktan koruyan son savunma hattıdır.
Laboratuvar Teknolojisi ve Uzmanlık Buluşması
Kağıt restorasyonu, evde yapılabilecek bir hobi değil; ciddi kimya bilgisi ve laboratuvar donanımı gerektiren bir bilimdir. Yanlış bir bant veya yanlış bir yapıştırıcı, tarihi bir belgeyi sonsuza dek yok edebilir.
Heritage İstanbul, Türkiye’nin önde gelen konservasyon laboratuvarlarını, arşivleme teknolojileri sunan firmaları ve asitsiz depolama çözümü üreten tedarikçileri bir araya getiriyor. Kültürel mirasımızı korumak, doğru teknoloji ve doğru uzmanlıkla mümkündür.